04-08-2016 TARİHÇE

GÜREŞİN ASIRLIK GİZLİ KAHRAMANLARI

GÜREŞİN ASIRLIK GİZLİ KAHRAMANLARI

İSTANBUL (AA) – ERCAN DOĞAN – 2016 Rio Olimpiyat Oyunları’na hazırlanan Grekoromen Güreş Milli Takımı’nın teknik direktörü Salih Bora, Türk güreşinin gizli kahramanları arasında yer alıyor.

Güreş hayatına 1969’da Altınay Kulübünde başlayan ve ilk altın madalyasını grekoromen stilde 1972’deki Balkan Şampiyonası’nda elde eden Bora, 1977, 1981 ve 1982’de dünya şampiyonalarında Türkiye’ye üç kez gümüş madalya kazandırdı. Akdeniz Oyunları’nda iki kez şampiyon olan Salih Bora, 54 kez giydiği milli mayoyla iki kez de olimpiyat oyunlarında mücadele etti. Bora, 1984 Los Angeles Olimpiyat Oyunları’ndaki dördüncülüğünün ardından güreş hayatını sonlandırdı.

 

Sporculuk kariyerini noktaladıktan sonra antrenör olarak bu spora hizmet vermeyi sürdüren Salih Bora, Azerbaycan Milli Takımı’nda da bir yıl görev yaptı.

– 47 yıldır güreşin içinde

AA muhabirine 47 yıllık güreş hayatını anlatan 1953 doğumlu Salih Bora, 1969’da güreşe başladığını belirterek, “1984’e kadar güreştim. Los Angeles Olimpiyat Oyunları’ndan sonra noktaladım. O günden bu yana antrenör olarak güreşe hizmet ediyorum.” dedi.

Lisedeyken okul takımı için 48 kiloda sporcu arandığını, bu vesileyle güreşe başladığını anlatan Bora, “Eskiden beri güreşe karşı isteğim vardı. Kardeşimle devamlı güreşirdik. Devam ettim, hoşuma gitti. Birkaç başarı yakaladıktan sonra bırakmak mümkün olmadı.” diye konuştu.

Güreşi bırakmasının ardından Haydarpaşa Demirspor’un başına geçtiğini kaydeden Bora, “2012’ye kadar bu kulübe hizmet ettim. Devlet Demir Yollarından emekli olunca o yıl Azerbaycan Güreş Milli Takımı’nı çalıştırdım. Bir senenin sonunda Türk Milli Takımı’nın başına geçtim ve bu göreve devam ediyorum.” ifadelerini kullandı.

– “Büyük şampiyonların çoğunda emeğim olduğuna inanıyorum”

Spor hayatında birçok güreşçi ve çalıştırıcıyla bir araya geldiğini anlatan Salih Bora, “Kaç güreşçi ile çalıştığımı sayı olarak bilmiyorum. Şimdiki nesil, bundan önceki nesil, büyük şampiyonların çıktığı neslin çoğunda emeğim olduğuna inanıyorum.” diye konuştu.

Sporculuk hayatından bugüne Türk güreşinin değişimiyle ilgili görüşlerini aktaran Bora, şunları söyledi:

“1985’teki ilk antrenörlüğümde milli takımla Avrupa Şampiyonası’na gittik. 10 sıklette bir maç kazandık. Çok aşağılardan iyi seviyelere geldik. Güreş, Türk insanının yapısında olan bir spor. İyi yönlendirildiği, iyi çalışıldığı takdirde güreşçilerimizin büyük başarılar kazanacağını biliyorum. Zaten, Türk güreşi bunu ispat etmiştir.”

Türk güreşine iz bırakan sporcular konusunda Salih Bora, “Yetiştirdiğimiz büyük sporcular var. Hamza Yerlikaya, Şeref Eroğlu, Nazmi Avluca, Ercan Yıldız… Bunların hepsi aynı dönemde güreş yaptılar. Çok başarılı nesildi. O nesil gittikten sonra tabii ki aynı nesli yakalamak kolay değil. Tekrar öyle bir nesil yakalamak için uğraşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

– “Yenildiğinizde gerçekten acı duyuyorsunuz”

Hamza Yerlikaya’nın iki olimpiyat şampiyonluğunda antrenör olarak kenarda bulunduğunu ve büyük bir gurur yaşadığını vurgulayan Bora, şunları kaydetti:

“Ercan Yıldız, Hakkı Başar, Nazmi Avluca ve Mehmet Özal, hepsinin şampiyonluklarında yanlarındaydım. Bu büyük bir mutluluk ve zevk. Güreş göğüs göğüse yapılan spor. Yenildiğinizde gerçekten acı duyuyorsunuz. Yendiğinizde de büyük zevk duyuyoruz. Olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonlukları, takım halinde dünya şampiyonlukları bana zevk ve gurur kaynağı olmuştur. Kıl payı kaybettiğimiz maçlar oluyor. Ufak detaylardan kaybettiğimiz müsabakalar oluyor. Onlar bizi çok üzüyor. Birçok müsabakada bizi çok sevindiren ve üzen olaylar olabiliyor. Bunları defalarca yaşadık.”

– “Ölene kadar güreşteyim”

Sporculuğu ve antrenörlüğü döneminde kendisine örnek aldığı çok isim olduğunu anlatan Salih Bora, “Kendimize örnek aldığımız şampiyon ağabeylerimiz vardı. Antrenör olarak da dünyada başarılar elde etmiş, idol olarak gördüğümüz birilerinin doğru yaptığına inandığımız şeyi biz de yapıyorduk.” diye konuştu.

Kariyerinin 47. yılında daha ne kadar hizmet vermeyi düşündüğü sorusunu Bora, “Allah nasip ederse ölene kadar güreşteyim.” şeklinde cevapladı.

 

İSTANBUL (AA) - ERCAN DOĞAN - Türkiye Güreş Federasyonu Koordinatörü Ata Karataş, 46 yıldır ata sporuna hizmet ediyor.

Sporculuk kariyerinden sonra antrenör olarak Türk güreşine hizmet vermeye başlayan Karataş, il ve ilçelerde üstlendiği görevlerin ardından federasyonda koordinatör olarak çalışmasını sürdürüyor.

Kalbindeki rahatsızlığı sonrası geçirdiği operasyona rağmen bu spordan kopmayan Karataş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk güreşine 1970'ten bu yana hizmet ettiğini söyledi.

İstanbul Güreş İhtisas Kulübünde üç kardeşiyle birlikte güreşe başladığını anlatan Karataş, "10 yıllık güreş geçmişim oldu. Başarılarım genelde uluslararası alandaydı. Sonrasında kulüp antrenörlüğüne başladım. Fatih Güreş Kulübünde güreş izlemeye giderdik. Kendimi bir gün içeride buldum. Antrenmana girdik ve öyle başladık." dedi.

Geçmiş yıllarda güreşi bırakanlara hakemlik veya antrenörlük olmak üzere iki tercih sunulduğunu ve kendisinin antrenörlüğü tercih ettiğini anlatan Karataş, "Sadettin Tantan, 'Ya hakemlik yapacaksınız ya da antrenörlük' dedi. Ben de antrenörlüğü tercih ettim. Öğretmenliğimle birlikte antrenörlüğümü ilerletmeye çalıştım. Uluslararası kurslara gittim. Bu konuda çok üst düzey antrenörlerden faydalandım. İhtisas dalı olarak daha çok minder değil, minderin dışında uzmanlaşmaya çalıştım. Özellikle stratejik plan konularında kendimi geliştirmeye çalıştım. Başarılı da oldum." diye konuştu.

Güreşte 1984'te antrenörlüğe başladığını anlatan Ata Karataş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2004 Atina Olimpiyat Oyunları'na kadar antrenörlüğe devam ettim. Öğretmen olarak farklı okullarda çalıştım. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesinde farklı şekillerde çalıştım. 2006-2009'da Kırklareli Spor İl Müdürlüğü görevim bittikten sonra İstanbul'a geldim. 46 yıllık süre içinde Türkiye Güreş Federasyonu kurullarında görev aldım. Birilerinin tarafını tutmadan federasyonda antrenör, koordinatör olarak çalıştım. 3 olimpiyata gittim. Bu uzun süreçte güreşten kopmadan görevimi sürdürdüm. Belli kesimin adamı olmadan belli düzeyde işimi götürdüm. Halen yapmaya devam ediyorum."

 

- "Güreş bana çok şey verdi"

 

Karataş, 46 yıllık hizmeti sırasında güreş sporunun da kendisine çok şey kattığını belirtti.

Güreşin efsane isimlerinin maçlarına tanıklık ettiğini anlatan deneyimli yönetici, şunları söyledi:

"Hakkı Başar, Ercan Yıldız, Bayram Özdemir, Nazmi Avluca gibi süper bir kadroyla çalışma imkanımız oldu. Bir rüya takımımız vardı, 100 yılda bir gelir. Onlarca isim. Bunlarda sizin emeğiniz var. Madalya alındığında, İstiklal Marşı çalındığında onlarla yan yanasınız. Bunun doruk noktası da olimpiyattı. 3 olimpiyat oldu. Köşelerde oturmanın kısmetini yaşadım. Hamza Yerlikaya'nın hayatını yazmak farklı oldu. Güreş bize çok şey verdi. Biz de vermeye çalışıyoruz."

 

- Rahatsızlığı bile güreşten koparmadı

 

Ata Karataş, kalbindeki rahatsızlık nedeniyle 2013'te geçirdiği operasyona rağmen güreşten kopmadan çalışmaya devam ediyor.

Ameliyat kararı sonrası hastaneden kaçmaya çalıştığını ancak daha sonra bu operasyonu geçirdiğini vurgulayan Karataş, "Ameliyat oldum, bir uyandım hayata yeniden döndüm. 46 yıl antrenör, yönetici, yazar ve spor adamı olarak güreşin içinde yer aldım. Camianın içindeki insanlardan mesajlar, telefonlar geldi. Ziyaret ettiler. Bu durum bir iki ay devam etti. Demek ki iz bırakmışız. Görev aldığım okullardan, ailemden mesajlar geldi. İyi ki güreşte varım, dedim. Mezara kadar güreşe elimizden geleni yapmaya çalışacağız." diye konuştu.

 

- "Hamza Yerlikaya, başlı başına bir rekortmen"

 

Türk güreşinin önemli bir aşama kaydettiğini anlatan Karataş, "Bakanımızın, Cumhurbaşkanımızın spora bakışı çok farklı. İyi çalışmalar oluyor. Rio Olimpiyat Oyunları için 14 vize alındı. Kadınlar ekstra ivme yakaladı. 2012'de Rıza Kayaalp'in bronz madalyası var. Bu sefer daha iddialıyız. 14 sporcuyla olimpiyata gidiyoruz. En az bir altın madalya çıkacağına inanıyorum." diye konuştu.

Kariyeri boyunca birçok önemli isimle çalıştığını vurgulayan Karataş; olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonu Hamza Yerlikaya'nın 100 yılda bir gelecek çok değerli bir sporcu olduğunu söyledi.

Yerlikaya için "2 olimpiyat, 3 dünya ve 8 Avrupa şampiyonluğu, başlı başına bir rekortmen" diyen Ata Karataş, şöyle konuştu:

"Başta Hamza Yerlikaya, sonra Nazmi Avluca, Şeref Eroğlu, Hakkı Başar, Şaban Donat, Serkan Özden, Ercan Yıldız... Yeni nesil geliyor. Başta Rıza Kayaalp, iki dünya ve altı Avrupa şampiyonluğu var, olimpiyat üçüncülüğü var. Taha Akgül, iki dünya ve dört Avrupa Kupası var. Bir de Yasemin Adar var. Bunlar üç başpehlivan. Genç arkadaşlar var. Güreşin hakkını verelim biraz."

 

- Heyecan duyduğu anlar

 

Görev yaptığı süre içinde unutamadığı anları paylaşan Karataş, geçen yıl ABD'deki Dünya Şampiyonası'nda büyük heyecan yaşadığını ifade etti.

Las Vegas'ta gerçekleştirilen şampiyonayı anlatan Karataş, "Kalp doktoruma altı ayda bir gidiyorum. Uzun seyahatlerde haber vermem gerekiyor. Dünya Şampiyonası'na gittiğimde doktora haber vermemiştim. Çocuklar bizi duygulandırdı. Büyüklerde üç dünya şampiyonuluğu oldu. Selçuk (Çebi) iki defa olmuş, üçüncüyü alıyor. Taha, finalde bir dakikada maçı bitiriyor. Rıza öyle. Büyük sevinç yaşadık. En büyük mutluluğu orada yaşadık. Şimdi Brezilya var, gidip gitmeyeceğimi bilmiyorum ama bu sefer doktora soracağım." şeklinde konuştu.

En büyük üzüntüyü 1992 Barcelona Olimpiyatları'nda Hakkı Başar'ın finalde Alman güreşçiye yenilmesinde yaşadığını anlatan Karataş, 1996'da Hamza Yerlikaya'nın olimpiyat şampiyonu olmasının ise kendisini çok sevindirdiğini kaydetti.

AA

 


Kaynak: ANADOLU AJANSI ALINTI HABERİDİR Bu haber 1848 defa okunmuştur.

Etiketler :
HABERE YORUM YAZIN

DİĞER TARİHÇE HABERLERİ
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Anketimize Katılın
Henüz anket oluşturulmamış.